Şiirler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şiirler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Kasım 2021 Cumartesi

NE O, NEON!

  




Neon gazlarını eskiten bir ara sokak vardı
Üstelik ben de sikliyordum insanları, Beckett geç kalmıştı
Soğuk ne kadar özlenirse o kadar yazdım olanları aklıma
Sonranın tiksinti verdiği bir ana eğilip ama koydum
-Ama.
İnanmazsın bir zaman;
Kudüslen bir bildim sevdayı delindi böğrüm
Kuş kanattı, kanatlandıkça sonradan irkildim
Yakarca sen hiç otobüs bekledin mi ömründe?
Kristal sana ne anlatır yağmurlu bir günde?
-Ben çok bekledim.
 
Yılkı nüktedan bir dirayetle bozkıra geçen
Alargada pas tutan bir söylemdin âh ki sen
Herkesin bildiği kimsenin kutsal bir kitapta aramadığı
Eksik bir evrak gibi saplandım vakte ve sana
Durmadan davrandım, tutukluk yaptı yol
Paraşütsüz atlayınca, kaldırımdan inmek kolay geliyor
 
Uyan İgor, seni anlamaya geldim
Bahçende ne garip isimde köpekler var
Sakın sen anlatıp durma
Olanları kafaya takmayacak kadar sarhoş ol
Bazen bir fotoğrafın yokluğu dahi aynadan taşıyor
 
Bense kaybettim,
Yoldan çıkmanın saksı tavırlarıyla,
Tutkal gibi elde edilmenin karmaşıklığı
Hudut, aklımda bir tebessüm ve seyrek
Kafam allak bullak;
Bir tufanın gururu kırılmış göçmen kuşların geç kalışında
Aynı anda gagalarında zeytin dalı ve bir diğer uçta
Kırk şilin için iç geçirmiş bir dilek çeşmesinde kurna
Ne yapmalı da güldürsün yüzümüzü hasat, kalktığında?
Beklemeli mi Endülüslü tüccarı?
Çırpındıkça içine çeken; hayat sanki bataklık, insan kılığında
Endülüs’ten kalkıp gelen kim varsa başka diyara
Sofrayı toplasın, artık yeter
Neon gazlarını eskiten bir ara sokak vardı
Duvarda asılı olan yeşil
Yağmur altında parlayan ’Çıkış’ yazısının
Hayatıma muhakkak bir mesajı vardı.
 
 
Ali Özmen.


2015 yılında yazdığım bir şiirdir, revize edilmiştir.

KHARON DERGİ 2. SAYI'DA YAYIMLANMIŞTIR.

24 Temmuz 2015 Cuma

ŞAMAN VE ZAMAN


Babanı kaybedersen, sigaranın tadını da kaybedersin
Bu Semerkand kadar gerçek!
Sonrası sadece bağımlılık
Sıvaların dökülse keşke günün birinde
Derinin altından güzel şiirler belirecek gibi
Güzel bakıyorsun.

Bozkır sensiz ne yapar?
Atlar başıboş atlar
İşte kanım öyle durmaz damarda
Bir efsane daha bitiverecekmiş gibi toprakta
Ve ben toprağa uzanacakmışım gibi
Mezarsa dapdar
Şamanın elinde bir zaman
Zaman senin hüznüne bakar
Görür gözüm görmez gayrı
Uyansam da uyaramam
Gökler bundan dolaylanır durur başımda
Kimse şiir okuyacak kadar oldu muydu karanlıklara
Yılkıysa sonsuz bir ufukta
Gözlerin zamansız, amansız ve kutsal bir savaşta
Nehrin kıyısına kurulan şehirler kadar çok
Göynüm kaybeder her bakışta…
Ali Özmen.

18 Temmuz 2015 Cumartesi

HEMZEMİN


Değmedi tenine henüz bir gezegen
Sürünerek çıktığı tüneli anımsadı
Yaralarını sayamıyordu artık, onlardan dahi uzaktı
Oturdu öylece yakamoza aldanmadan
Ve düşerken yazdığı bir şiiri anımsadı
Henüz tutmadığı ellerinden
Bilhassa yasaklı Cumhuriyet şairlerinden
Sidik yarışından usandığı her anın çalımından
Antrenmanda vasatlığımı yüzüme vuran Bulgar hocadan
Dan, dan ve dan
Güzel bir kadından hoşlanır gibi bakıyordu silahlara
Ruhunun kazan dairesinde yaktıklarından anlaşılıyordu bu
Mevsimler gibi o da değişiyordu

Bir sahaf kokusunu sakladı çantasına Orhan Veli’den
Uzandıkça kök salan çimlerine bakakaldı
Bir akşam vakti tüm olup biten onun yüzünden gibiydi
Yüzü öyle karmaşık ve güzel
Yüzü İzmir kadar keyfe keder
Sakladığı tüm ayrıntılarda kaybolacak oldu
Hep bir yere yetişecekmiş telaşı bu yüzden

Değmedi tenine henüz bir gezegen
Elinden geldiği kadarıyla dağlıyordu manzarayı
Bir yangın merdiveni edasıyla mecburdu
Frekansı buluncaya dek kesti bileklerini gökyüzünün
Çokça yağmur yağdı balkonuna hüznünün
Yetiştirdiği tüm saksıların nefretiydin
Sen, muğlak vagonlu rahvan bir tren
Tam dört kırkta düdük çalarak geçtin şehirden
Herkes biliyordu hep vakitsizdin ezelden
Mevsimler gibi değişmiyordun sen

Ali Özmen.