Usulca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Usulca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Mayıs 2016 Pazar
HALA BİRDEN AZ (biraz)
Yüzümde sonbahar aksanıyla uzanan bir yara
Okyanuslar kabardı,okyanuslar taştı o mevsimden bu yana
Ben bademlerin çiçek açtığı bir güne inandım
Yine
Tüm sevgililer uyuyabiliyorken koynunda ölümün
Kara bulutların, toprağın, unuttuğumuz sabanın
Hükmünde uyandım
Ağıtlar çoktan yakılmış, ağlar atılmış hüzünlere
Yağmur geç kalmış, ihtiyarın dilinde
Uyan sevgilim, sende izle
Kapının önünü süpüren samimiyeti
Çiçeklerin yorduğu masumiyeti kıskan biraz
Ellerinin üşüdüğü günlere dönelim
Ciğerlerimin renginden önce
Yaz gelsin,
Düğünler kurulsun penceremde
Yüzümde sonbahar aksanıyla uzanan bir yara
Salınarak tenhalığın sokağında
Unuttuğumuz ağaç türlerinden
Daha unutulmaz bir şiir söyle şimdi bana
Çünkü kolay geçmez bu yara
Dönüp durduğum tümsekten düşmeyeyim diye
Annemin gözlerinde,
Sesim olsun kulaklarında yankılanan
Hoşgel,
dinlen
biraz
Biraz konuş, anlat bana
Çünkü kolay kolay geçmez bu yara.
Ali Özmen.
18 Temmuz 2015 Cumartesi
HEMZEMİN
Değmedi tenine henüz bir gezegenSürünerek çıktığı tüneli anımsadıYaralarını sayamıyordu artık, onlardan dahi uzaktıOturdu öylece yakamoza aldanmadanVe düşerken yazdığı bir şiiri anımsadıHenüz tutmadığı ellerindenBilhassa yasaklı Cumhuriyet şairlerindenSidik yarışından usandığı her anın çalımındanAntrenmanda vasatlığımı yüzüme vuran Bulgar hocadanDan, dan ve danGüzel bir kadından hoşlanır gibi bakıyordu silahlaraRuhunun kazan dairesinde yaktıklarından anlaşılıyordu buMevsimler gibi o da değişiyorduBir sahaf kokusunu sakladı çantasına Orhan Veli’denUzandıkça kök salan çimlerine bakakaldıBir akşam vakti tüm olup biten onun yüzünden gibiydiYüzü öyle karmaşık ve güzelYüzü İzmir kadar keyfe kederSakladığı tüm ayrıntılarda kaybolacak olduHep bir yere yetişecekmiş telaşı bu yüzdenDeğmedi tenine henüz bir gezegenElinden geldiği kadarıyla dağlıyordu manzarayıBir yangın merdiveni edasıyla mecburduFrekansı buluncaya dek kesti bileklerini gökyüzününÇokça yağmur yağdı balkonuna hüznününYetiştirdiği tüm saksıların nefretiydinSen, muğlak vagonlu rahvan bir trenTam dört kırkta düdük çalarak geçtin şehirdenHerkes biliyordu hep vakitsizdin ezeldenMevsimler gibi değişmiyordun senAli Özmen.

