29 Ekim 2011 Cumartesi

Sus biraz, gece uyuyor !




Eksildiğin yerden başa sardım hayallerimi. Sen geceye düş'tün. Bulutların üstünde biraz vardın. Mavi geceye günaydın. Birazdan ağlamaya başlarsın, seni tanıyorum. En az yıldızlar kadar. Ay nabzına bakar ve korkar. O çok sevdiğin bulutların arkasında mahcup bir çocuk olur yön tayinim. Bilirsin, pusula kullanmam sensiz gecelerde. Benimleysen de ihtiyacım yoktur. Eninde sonunda bulurum ben, ölümü. Yeter artık ağlama, ölümden de bu kadar korkma. Kırık baharları hatırla, üzerine bastığın tüm çiçekleri ve hatta karıncaların ayak seslerini hatırla mümkünse. Hani beraber duyabilmiştik onları. Sen yokken Tanrı, elindeki kıyameti ucundan yakıyor olmalı. Tam tutuşacakken benliğim, üfleyip söndürüyor. Sanırım pastel renklerimin kaybolmasından da sen sorumlusun. Gözyaşların yüzünü hüzne boyuyor. Söylesene;

Hangi sulu boya markasının reklam yüzüsün?

A- Onu ağlatmayı çok mu seviyorsun?

B- Onu sevdiğimden biraz daha az.

A- O zaman sus biraz, gece uyuyor ! Sen de ona uysan iyi edersin.

B- Neden?

A- Bu saatte buralarda kimseyi bulamazsın. Buna sen de dahilsin.

B- (Silahı karşısındakinin başına dayayarak.) Sen susmaya ne dersin?

A- Tek şahidimiz gece, rus ruletine ne dersin?

B- Uyanmasın?

A- Kim?

B- Gece.

A- Sence gece uyuyabilir mi?

B- Bana öyle söyledin, yalan mıydı?

A- Yeter artık, sen kimsin?

B- Geceme hoşgeldin. (Bir el revolver ve barut kokusu. Tıpkı bir anne sesi ve ardındaki günaydın gibi)

Ali Özmen.

En olmadı, her şeyin göreceli olduğundan falan bahsederiz…




Yanarken renk değiştirme sanatını icra ediyordu, Marla. Sigarası üşüyordu dudaklarında. Yanında kaybolan bir adamın kanına girmekten de utanmıyordu. Aslında o da çok iyi biliyordu. Sigara, bir kere öleni bir daha öldürmüyordu… Bana inat kibrit kullanıyordu Marla. Yanan kısmı siyah, ateşi kırmızı…

Dumanı üflüyordu halka halka ve benim üzerimden geçiyordu nefesi. Onlardan bir tanesi boynuma halat olsun isterdim. Marla’nın nefesi bir katilin ölmek isteyeceği bir yerdi. Öldük bir kere yeniden doğmak zorundayız. Yeniden ölmek ve yeniden doğmak, devam…

Marla sen, zamanın elinden tuttuğu bir kadınsın, ölüme değil öldürmeye yakınsın. Yaşlanmayı geçtim, akıllanmazsın. Ağaçlı yolun kaldırımlarını hatırla, içine sinen o kokuyu. Sonbaharın, okumaktan usandığımız şiirlerinde, kaybolduğumuz bir gazeli hatırla. Üzerine bastığında çıkan ses, belki de buradan geçmiş bir insanın hayatı boyunca yankılanan tüm seslerinden daha anlamlı… Ve nefesini tut Marla, ölmekten bahsetmiyorum. Nefesini tutarken beni hatırla. Belki de zaman bizim anladığımız kadar büyük bir orospu çocuğu değildir. Belki insafa gelir de ikimize yeni bir geçmiş verir…

En olmadı, her şeyin göreceli olduğundan falan bahsederiz…

Sevişmeyi geçtim.

Sigarayı uzat…

Ali Özmen.

Her öpüşmede gidiyorum’dur kendimden.




Bilmiyordum.

Yaşamak istiyorken insanlar arasında ben

Ölmenin yan anlamlarına gözlerinde düştüm

Ki kendisi için ellerin uygundur

Yırtıp baharları, içlerinden baktığın sonsuzluğa hediye etmek istedim

Gözlerin ıslaktı.

Bir vurgunun ithaf edilişiydi gidişin göğsüme

Ben dinlemedim

Kırmızı dedim ki çok gül’düler

Maviyi senden sonra sildim gökyüzünden

Hükümler giydirip sahneler boyu bakışmalara

Şafak oluyordun

Ki kalemim hala kırık

İçimden beni seçsen de

Başlasak artık

Dudaklarında tatbikatına kaybolmanın

Ki terbiyesiz bir adam sayılmam

Korkma

Hala ölebilme ihtimalim varken

Gel’sen…

Ben gidiyorumdur aklımda sen varken

Yanından geçen

Küçük suratlı intiharlar

Gülümsüyorlardır

Yanaklarıma

Öp ama gider gibi değil diyorsundur

Her öpüşmede gidiyorum’dur kendimden.

Ali Özmen.

Marla, Uyan...


“A-Marla…

A-Marla uyan.

A-Marla çocuklar, çocuklar gerçekten artık ağlamıyorlar. Bak elimdeki yara da geçmiş. En kötüsü de sigaram bitmiş. Hadi uyan kahvaltı hazırladım. Sonra da dışarı çıkarız.

A-Marla, uyanacak mısın artık?

A-Marla

A-Marla, sen iyi misin?

A-Marla !”

---

“-Nabız düşük, biraz daha hızlı sür.

-Nefes almıyor, nefes almıyor.

-Nabız yok.

-Kadın ex.”

---

B-Uyandın mı hayatım? Çok terlemişsin. Hadi duş al ve dışarı çıkalım. Kahvaltıyı da her zamanki yerde yaparız.

A-Sen de kimsin?

B--Abarttığının farkındasın değil mi?

B--Merhaba ben Marla.

A-Rüya.

B--Rüya da kim?

A-Bildiğin rüya bir kadın değil, evet sen Marla’sın.

B--Kim olacaktım ki?

A-Günaydın, seninle konuşmam gerekli hem de hemen.

“A-Beynime geri dönmelisin Marla. Sen hayatımda tanıdığım en alçak kadınsın, lütfen geri dön. Hiçbir şey düşünemiyorum sen yokken. Ve sanırım biraz daha düşünemezsem…

Ne diyordum ben?

Düşünemiyorum.

Düşünemiyo…

Düş’ün…

Düş.”

A-Bana su getirir misin Marla?

B-Seni hiç böyle görmedim iyi misin?

A-Su getirecek misin?

B-Bekle.

A-Ben birini seviyorum ve bu sen değilsin ama kafamın içine geri dönmelisin.

B-Neden?

A-Bilmiyorum sen yokken yazdığım şiirler hep altın vuruştan öldüler. Sen varken damarlarım delik deşikti ama hiçbir zaman katliam hissetmemiştim kanımda.

A-Geri dönecek misin?

B-Siktir git seni geri zekalı. Ben neyim orospu mu?

A-Keşke öyle olsaydın.

A-Bir daha yüzüme tükürürsen senin saçlarını bir kemoterapi seansında beynimde yok edeceğim.

B-Acımasız bir piçsin.

A-Saçların hala güzeller. Gözlerin de.

B-Herkese böyle iltifat eder misin?

A-Beni tanımıyormuş gibi yapman beni öldürmenden daha kötü hissettiriyor bana.

B-Şimdi hangimiz uyuyoruz?

--Hadi uyanalım-

A-Yüzüme üflediğin duman yanağımı okşuyor Marla. Şakaklarıma masaj yapar gibi şimdi karanlık. Yapar mı yapar derlerdi de inanmazdım. İnsan bu, canından da sıkılıyor. Terk edilmiş bir lunaparkın dönme dolaplarını izliyorum. Bu saçma anda beni bir karga izliyor. Birazdan olacaklardan ben sorumlu değilim.

B-Ne yapacaksın?

A-Nefes alamıyorum, aldıklarım yetmiyor hep bir daha istiyorlar.

B-Nefesini dudaklarımda tuttuğun zamanları hatırla.

A-Sana bir başkasını seviyorum diyorum.

B-Geri dönmek isteyen ben miyim?

“A-Odamdaki ışıkları hala kapatmadım, Marla. Sigaram henüz benim için yanmıyor. Benim sigaram başka kimin için yanabilir ki?

Bilmiyorum.

Ama sanki yanmıyor. Yansa duman çıkardı çekmecemden. Ya da dur, ya için için yanıyorsa?

Bilmiyorum.

Kafayı yemek üzereyim ve ses sistemim eskisi kadar iyi çalışmıyor. Bildiğim tek bir şey var; biraz daha içersem bir şekilde yan yana gelebilme ihtimalimiz artacak. Güvenilmekten sıkıldım, en az güvenmekten sıkıldığım kadar. Benim şu noktada aklıma gelen tek soru var;

Ya cennetten de sıkılırsak?”

B-Beni orada bekliyor olman aptallık.

A-Bizi Tanrı bekliyor.

B-Cennette mi?

A-Cehennem de iki kişilik yer ayırtmak isterdim ikimize ama aklımda başka biri var.

B-Beni öldüren sendin. Artık geri dönmem, kiminle nereye gidiyorsan git. Hem beni niye çağırıyorsun o zaman?

“A-İçim sıkılıyor ve gözlerimden akan sıvılar cennet kadar bana dar. Şehrin en havadar meydanlarında kopup gelmiş insanlar varRenkler biraz daha karışıyor. Sigara gerçek. Aslında tek gerçek hala nefes alıyor olmam. Buna eşlik eden ne varsa beni biraz daha anımsatıyor Tanrı’ya.”

B-Ben?

A-Sen çocukluğumu harcayan bir orospusun.

B-Ya o?

A-Onu ağzına alma, başka şeyler de almak zorunda kalırsın.

B-Sen bir pisliksin.

A-İyi biri olduğumu ne zaman söyledim?

B-Hadi yat uyu geri dönüyorum.

A-Marla sen gerçekten,

Gerçekten…

Neyse

Çok sevindim.

B-Kapa çeneni yat uyu artık.

A-Aslında ben ölüyorum.

B- Anlamadım.

A-Ben ölüyorum.

B-Hepimiz ölüyoruz.

A- İyi geceler.

Mor bir kahkaha gördüm.




Özgürlüğümü kalp atışlarına emanet ederek, gözlerinden bir nefes daha aldım. Ruhun, üzüm ve anasondan üretilmişti, emindim. Bana “nefesim” derdin, kesilirdim O’nun işaretlediği yerlerden. Dünyanın eğimi bükülürdü, bükülürdü ve gece gündüzüm olurdu. Gündüzüm selamdan uzak. Kime baksam yasaktı, aslında en çok bana uzaktı. Şimdi, tenimden sıyrılan birkaç izin var. İzin verseydin eğer izinde cennete binaen bir sonsuzluk yaratmak üzere önce bir şiir yazmak isterdim. Sonra sen dinlerdin, beni öperdin ve cennetin temeli atılmış olurdu. Mor bir kahkaha atılırdı cennetten, yanımıza alırdık onu.

Geceye düşen bir peygamber, korkudan üşüyen iblisi ısıttı. İblis, korktu. Yeminler ediyordu, sustum. Ben seni başka sevmiştim, her şey uzaktı. Mor bir kahkaha gördüm, nabzım tekrar attı.

-Seninle beraber ölebilir miyim?

+Yaşamak dururken mi?

-Yaşamak dursun zaten, ben sonucu istiyorum. Her şeyin son ucu sen ol istiyorum.

+Bu şarkıyı biliyor musun?

-Bilmiyorum.

+Ben yarın gidiyorum. Bana söylemek istediğin bir şey var mı?

-Seninle dans etmek istiyorum ama nasıl edileceğini bilmiyorum.

+Bende, sanırım önce bana sarılmalısın.

-Gökyüzüne bak sanırım yağmur yağacak.

+Bulutlar mosmor

-Mor bir kahkaha gördüm

+Tanrı olmalı…

-Beni tekrar öpsene

Ali Özmen.