30 Ocak 2017 Pazartesi

Pencere Önü Çiçeği


Uzun geceler boyunda ve uzun gündüzlerin eninde
bir boğaz ağrısı
Yutkunamadığım gölgeler ağırlığında
Bir varmış, bir yokmuş
Aynada suretim
Çünkü ayna ben
Ben çünkü, kırılsın diye baktıkları
Hiç korkmadan dimdik durdum yerimde
Söyleyecek sözlerim oldu, sustum
Ağlayacak günlerim oldu, tuttum
Tebessümü sağlayacak her yeri tanıdım ve uzak durdum
Hepsi içimden!
Kederimden bilendim bıçak oldum
Bir çiçek gördüm yeniden kırıldım.
Çünkü bir çiçeğe verilen cansuyu ile demire çelik olsun diye verdikleri su aynı fıtratta olamaz
Çünkü Mezopotamya bunu bilenlerin toprakları oldu her zaman
Çünkü gece ve gündüz birbirini kovalarken
Uzun geceler boyunda ve uzun gündüzlerin eninde
Bir çiçek açtı penceremde
Baktım gördüm ki; toprak ben çiçek sen.


Ali Özmen.

Aklımdaki Buğu Ekspresi



Kuşku doğuyor, tedirgin bir masa kuruluyor
Ah ki bu saatte bile herkes yorgunlukla uyuyor
Muhtemelen;
Bir köpek bir parka giriyor
Bir park bir şehre
Bir şehir başka bir şehir oluveriyor
Garlar telaşı hissedemeden masa kuşkuyu davet ediyor tüm sandalyelere, 
tedirginlik diz boyu
Masanın örtüsü, yokluğun.


Ali Özmen.