29 Ekim 2011 Cumartesi

En olmadı, her şeyin göreceli olduğundan falan bahsederiz…




Yanarken renk değiştirme sanatını icra ediyordu, Marla. Sigarası üşüyordu dudaklarında. Yanında kaybolan bir adamın kanına girmekten de utanmıyordu. Aslında o da çok iyi biliyordu. Sigara, bir kere öleni bir daha öldürmüyordu… Bana inat kibrit kullanıyordu Marla. Yanan kısmı siyah, ateşi kırmızı…

Dumanı üflüyordu halka halka ve benim üzerimden geçiyordu nefesi. Onlardan bir tanesi boynuma halat olsun isterdim. Marla’nın nefesi bir katilin ölmek isteyeceği bir yerdi. Öldük bir kere yeniden doğmak zorundayız. Yeniden ölmek ve yeniden doğmak, devam…

Marla sen, zamanın elinden tuttuğu bir kadınsın, ölüme değil öldürmeye yakınsın. Yaşlanmayı geçtim, akıllanmazsın. Ağaçlı yolun kaldırımlarını hatırla, içine sinen o kokuyu. Sonbaharın, okumaktan usandığımız şiirlerinde, kaybolduğumuz bir gazeli hatırla. Üzerine bastığında çıkan ses, belki de buradan geçmiş bir insanın hayatı boyunca yankılanan tüm seslerinden daha anlamlı… Ve nefesini tut Marla, ölmekten bahsetmiyorum. Nefesini tutarken beni hatırla. Belki de zaman bizim anladığımız kadar büyük bir orospu çocuğu değildir. Belki insafa gelir de ikimize yeni bir geçmiş verir…

En olmadı, her şeyin göreceli olduğundan falan bahsederiz…

Sevişmeyi geçtim.

Sigarayı uzat…

Ali Özmen.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder